1 yayınlanmış haber
İran’la komşuluğumuz, yalnızca coğrafi değil; tarihsel ve stratejik bir gerçeklik. 1979’da Ruhollah Humeyni’nin dönüşüyle monarşi sona erdi, Mohammad Reza Pahlavi dönemi kapandı ve “İran İslam Cumhuriyeti” kuruldu. Devrim sonrası yaşanan tasfiyeler, idamlar ve büyük göç dalgası ise ülkenin kaderini kökten değiştirdi. Yazarın tanıklığında Erzurum’a kadar uzanan kaçış hikâyeleri, devrimlerin romantik değil; çoğu zaman sert ve yıkıcı sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. İran–Irak Savaşı, bölgesel vekâlet çatışmaları ve komşularla yaşanan gerilimler, Tahran’ın yalnızlaşmasına zemin hazırladı. Metin, İran’ın dış politikadaki tercihlerinin Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeyle mesafe oluşturduğunu savunurken; mezhep temelli siyasal modellerin Irak örneğinde olduğu gibi kırılgan yapılar doğurduğunu öne sürüyor. Son bölümde ise vurgu net: Türkiye’nin milli birliğinin, bayrak ve toprak bütünlüğünün tartışma konusu yapılamayacağı; bölgesel örneklerden ders çıkarılması gerektiği mesajı veriliyor. İran tecrübesi üzerinden verilen ana fikir, devletlerin iç dengeleri sarsıldığında dış müdahalelere açık hale geldiği uyarısı.